Olympos Divasa Hotel

Olympos Blog

Atlas’ın Gözünden Olympos …

Atlas Dergisi Türkiye’nin en çok okunan, takip edilen ve alanında otorite sayılan dergisi. Doğa tutkunlarının her ay merakla bekledikleri dergi Olympos için neler diyor ? Dünyanın en eşsiz doğal güzelliklerinden birisi olan Olympos‘a bir de Atlas gözüyle bakın. Biz zaten ziyadesi ile anlatmaya çalışıyoruz ama Atlas Dergisi‘nin referans olması, Atlas editör ve yazarlarının kalemi muhakkak duruma apayrı bir tat verecektir.

Böylece oldukça uzun ve detaylı bir şekilde anlatılan Olympos için neden sayfalar dolusu yazdığımızı daha iyi anlayabilirsiniz. Akıcı ve keyifli yazı sonrası içinizde Olympos‘a gelme isteği doğabilir. Ertelemeyin bu isteği. Olympos Divasa Hotel yılın 12 ayı açık, tüm yıl boyunca standart üzeri bir kalitede sizlere hizmet veriyor. Üstelik bu aralar çok hoş indirimler var. Rezervasyon  yaptırmak ise  çok kolay…

 

Atlas Dergisi’nin gözünden Olympos

Antik çağda korunaklı ve saklı konumundan dolayı bölgeye korku salan korsanların yerleşim yeriydi Antalya’nın Olympos’u. Bugün ise ağaç evleri, bungalovlarıyla sessizliğin ve doğayla iç içe bir yaşamı tercih eden gezginlerin yeri.

Kıyıya yakın dağlardan geçen Lykia (Likya) Yolu’na denk geldiğim anlarda yüzümü güneye çevirip Akdeniz’i seyre dalmıştım. Bey Dağları’nın güneyinde denize doğru inen yamaçların, kayalıklardan oluşan bir boğazın ardındaki vadi tabanına oturan Olympos, gözden ırak, dünyadan uzak bir vahayı andırıyordu. Doğuda kalan Phaselis antik kentiyle birlikte denizin dağlarla buluştuğu korunaklı koylarda sayısız efsanelere kulak vermiştim. Çam ağaçlarının yükseldiği yamaç düzlüklerinde narenciye bahçelerinin ve olmadık yerde bitiveren defnelerin gölgesinde Lykia’nın eski kentleri saklıydı. Benim izlediğim yol, iki yamaç arasında dar bir boğazın düzlüklerine kurulu bu eski kentlerden Olympos’ta bitiyordu.

Yöre halkının Kavuşuk Boğazı dediği denize açılan vadi boyunca ağaç evlerden oluşan pansiyonlar, kampingler ve antik kentin kalıntıları sıralanıyordu. Yeşilin denizle buluştuğu yerde Çıralı’ya doğru uzayan sahili dolduran insanların çoğu sükûneti tercih edenlerden oluşmuştu. Doğru ya! Olympos, yakın tarihte, sessizliğin, huzurun ve doğayla iç içe bir yaşamı tercih eden gezginlerin yeri olarak bilinegelmişti. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren, sükûneti arayanların ve gözden ırak olması nedeniyle karavanlı turistlerin, sırt çantalı gezginlerin, ruhsal yolculuğa çıkan insanların tercih ettiği Olympos’un bugünkü durumunu, köyün muhtarı Halil Karataş’la konuşmuştum. Olympos’un esasen yakın mesafede yer alan kuzeydeki dağ sırtlarına kurulu Yazır köyünün bir mahallesi olduğunu söyleyen Karataş, 1980’li yıllardan bugüne birçok şeyin değiştiğini anlatmıştı. Öncesinde bugün Olympos olarak bilinen mevkide köylülere ait meyve bahçeleri bulunuyormuş. 1980’li yıllarda karavanlarıyla gelen, çadırlarını kurup kamp yapan insanlarla birlikte farklı bir dönem başlamış Olympos’ta. İlk başlarda daha çok yabancı turistler, özellikle Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar gelmiş. Daha sonra Olympos tanınmaya başlayınca gürültüden, kalabalık kentlerden kaçan sırt çantalı gezginler de gelmeye başlamış.

Bölge sit alanı ilan edildikten sonra sahilde yer alan lokantalar, restoranlar içeriye doğru taşınmış. Gelen turistler de bu bölgede karavanlarıyla, çadırlarıyla konaklamaya başlamış. Köylüler de gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayan ürünler satmaya, onlara kalabilecekleri yerler temin etmeye başlamış. Sit alanı betonarme yapıları da yasaklayınca ağaç evler yapılmaya başlanmış. Önceleri basit usulde yapılan bu evler giderek bungalovlar haline gelmiş, pansiyonlara dönüşmüş. Dışarıdan gelip arazi kiralayıp ya da satın alıp pansiyon yapanlar da olmuş. Şimdi tamamı ağaç evlerden oluşan pansiyonların, restoranların, barların yer aldığı Olympos’un hem dokusu hem de ziyaretçi profili değişmiş. Giderek günübirlikçi tatilciler, çevrede yer alan tatil köylerinin, büyük otellerin düzenlediği turlarla Olympos’u birkaç günlüğüne görmeye gelenlerin sayısı artmış, eski müdavimler ise başka yerlere gider olmuşlar.

Kent ismini ise Strabon’a göre kuzeyde yer alan Olympos Dağı’ndan almış. Fakat bunu kanıtlayan kesin bir belge bulunmamış. Antik dönemde tanrıların yaşadığına inanılan yüksek dağlara Olympos isminin verildiği biliniyor. Bölgede yaşayan Yörüklerin dilinde ise bu kutsal dağ, Tahtalı Dağı olarak isimlendirilmiş. Tarihte bölgeye korku salan Korsan Zeniketes’in yurdu olarak bilinen Olympos, korunaklı ve saklı konumundan dolayı korsanların yerleşim yeri olmuş.

Olympos, sahilde halkın Deliktaş dediği yerden itibaren Çıralı köyünden ayrılır. Aynı sahilin devamı niteliğinde olan bu iki yerleşkeden Olympos, Antalya’nın Kumluca; Çıralı da Kemer ilçesine bağlı. Çıralı sahili aynı zamanda nesli tükenmekte olan caretta caretta kaplumbağalarının da yuvalama yeri. Sahilin ardında kalan bölge köy alanını oluşturuyor. Yazır köyü gibi Çıralı köyü de dağınık yerleşimlere sahip. Fakat bu sefer dağınıklığa sebep olan engebeli yamaçlar değil, aksine düzlük bir alan üzerine kurulu narenciye ve türlü meyve bahçeleri.

Kaynak : http://www.kesfetmekicinbak.com/olympos-antalya/3899n.aspx

Have your say

Spam yorumlar yüzünden soru sormak zorunda kalıyoruz:

Copyright Divasa Hotel 2014 | Design by ozgur