Olympos Divasa Hotel

Olympos Blog

MİT ve Olympos

Olympos mitoloji açısından oldukça önemli bir yerdir. Olympus olarak ismi geçen Olympos Dağı‘nın birçok mitolojik tanrıya ve hikayeye ev sahipliği yaptığı anlatılır. 12 büyük tanrının Olympos Dağı’nda yaşadığı mitolojide geçer. Mitolojinin başlangıç yeri olarak dile getirilen Olympos Dağı ve Olympos vadisi üzerine mitolojide çok fazla sayıda hikaye yer almaktadır. Bugün halâ Likya Antik Şehri’ne ev sahipliği yapan Olimpos’un tarihi bundan çok daha eskilere dayanmaktadır. Anadolu kültürüne ait hikayeler ile mit hikayelerinin aynı coğrafyalarda şekillendiğine Olympos’ta şahit olmak mümkün. Yine “mit”e ait ve günümüzde de anlatılmakta olan bir hikaye ile örnekleme yapılabilir.

“Hikayeye göre bugün Olympos’ta pansiyonların bulunduğu bölgede birden çok  kral yaşarmış.  Bu krallardan birisinin kelimelerin anlatamayacağı derecede güzellikte bir kızı varmış ve bu prensesin güzelliği dillere destan olmuş, methi Olympus’u aşmış ,  o dönem ticaret merkezi olan Adalia’ya  ( Antalya) kadar ulaşmış. Kralın Sensum ismindeki prenses kızı masal olacak kadar güzel gülermiş ve tüm bölge halkı tarafından çok sevilirmiş. Mütevazi , güler yüzlü, cana yakın, yardımsever bir prensesmiş. Babasının kral olması ve aynı zamanda yaptığı ticaret sonrası çok zengin oluşu onu asla şımartmazmış. Aksine O kendi tarzında giyinir ve halktan birisi gibi  yaşarmış.Tüm bu özellikleri ve güzelliği ile Sensum babasının ve ailesinin yanında Olympus bölgesinde , Cennet ismi verilen bir diyarda mutlu mesut yaşarmış.  Sensum’un çevresinde çok sayıda prens dolaşır , O’nun gönlünü kazanmak için tüm çabalarını ortaya koyarlarmış. Ama genellikle servet ve güçleri ile Sensum’u etkilemeye çalışan prensler Olympus’un Cennet ismi verilen bölgesinden boynu bükük dönerlermiş. Prenses’in aslında çok fazla isteği yokmuş. Yüreğini gerçekten ortaya koyacak bir prense evet diyecekmiş ama karşısına çıkanlarda o yürek yokmuş.

Adalia’da yaşayan ve ticaretle uğraşan Absque’nun yolu Olympus’a düştüğünde Sensum’un güzelliğine dair övgülerin kulağına gelmesi uzun sürmemiş. Normalde Olympus’ta işini bitirip Adalia’ya dönmesi gereken Absque tesadüfen  Sensum ile karşılaşmış. Bir şeyi bahane ederek Sensum ile birkaç cümle konuşabilen Absque sonrasında Olympus’tan kopamamış. Orada yaşayanlarla ticaret yapmaya başlamış. Bu sayede sık sık Olympus’a gidiyor ve uzaktan da olsa Sensum’u görebiliyormuş. Kendi halinde biri olan Absque, işinde gücünde olan, çevresi ile pek ilgilenmeyen, tanıyanların saygı duyduğu ve sevdiği, tanımayanlara karşı ise kendini tanıtmaya üşenen biraz değişik birisiymiş . Sensum ile ilk karşılaşmalarının üzerinden tam 2 yıl geçmiş. Bu süre boyunca Absque uzaktan Sensum’u görür, O’nu gördüğü sayılı saniyeler dışında kalan hayatını boşa yaşanmış sayarmış. Tüm bunları Sensum’a hiç anlatmamış, anlatmayı düşünmemiş. Öyle ya bir yanda güzelliği dillere destan ve prenses Sensum, diğer yanda kendi halinde yaşayan ,ve  prens sıfatı bulunmayan bir aşık ;  Absque. Uzaktan yaşamış tüm duygu-larını. Kendi içinde ve kimselere bildirmeden. 

Sensum’la ilk karşılaşmalarının üzerinden 2 yıl geçtikten sonra bir gün kral Absque’yi huzuruna çağırtmış. Bu davet karşısında şaşkın olan Absque vakit kaybetmeden kralın karşısına çıkmış. Kral Absque’den bir tür iş yapmasını istemiş ve karşılığı ne kadar ise ödemeyi taahhüt etmiş. Kral bilmezmiş ki Absque’den Tahtalı Dağı’nı delmesini istese, dağı delecek durumdaymış. Absque bu teklif karşısında mutluluktan havalara uçmuş. Sonuçta bu Sensum’u daha çok görebilmek demekmiş. Ki Absque Sensum’un tek bir anlık gülüşünü görebilmek adına tüm hayatını boşa çıkarabilecek bir ruh halindeymiş. Ama bunları bir türlü Sensum’a anlatamayan Absque aşkının ağırlığı ile ezilmeye başlamış. Zamanla aşkı Absque’nin hayalinden bile daha büyük bir hal almış. Sensum’u gördüğü anlarda nefesi kesiliyor, konuşurken saçmalıyor, terliyor , bir yanı hayatı boyunca O’nun yanında kalmak isterken, bir yanı oradan kaçmak, ciğerileri patlayınca kadar koşmak istiyormuş. Bu derece karmaşık duygular içerisinde kalan Absque Sensum’un ettiği her sözü, her anlık bakışını kafasında yorumluyor ve binlerce senaryo üretiyormuş.

İşi yüzünden Adalia’ya döndüğü zamanlarda daha Olympus’tan ayrılmadan Sensum’u özlemeye başlıyormuş. İlk zamanlar Sensum’a mektuplar göndermiş. Bahaneler bularak yazdığı mektuplarda, cümlelerin aralarına aşkını gizliyormuş. Sensum’un bu gizli mesajları anlamasını umut ediyor ve sabırla bekliyormuş. Sonra Sensum bir şeye kızmış ve mektuplarına cevap vermez olmuş. Bir süre içindeki umut solmayan Absque’nin zamanla umutları tükenmeye başlamış. Sensum neden artık O’na cevap vermiyor sorusu içini kemiriyor, ruhunu öldürüyormuş.  Absque bu haldeyken Sensum ise babasının işleri ile ilgileniyor , Absque’nin halini umursamıyormuş veya Sensum’un kızgınlık sebebini bilmeyen Absque böyle sanıyormuş. Absque yaptğı hatayı bilse Sensum tarafından affedilmek için canını bile verirmiş. Ama ne Sensum Absque’ye bir şey söylüyormuş , ne de Absque cesaret edip soramıyormuş.

Durum böyle olunca geçen her dakika Absque’nin ömründen alıp gidiyormuş. Gözü kulağı Sensum’dan gelecek olan herhangi bir haberde olan Absque dünyaya küsmüş, başka hiçbir şey düşünmez olmuş. Sık sık kendini sokağa atıyor ve kilometrelerce yol yürüyormuş. Kafasında ise tek bir şey varmış : Sensum’un gülüşü. Adalia’da bu ruh halinde delirmenin eşiğine gelen Absque Olympus’a gidip Sensum’u görmek , mektuplarına neden cevap gelmediğini öğrenmek istiyormuş ama bir yandan da Sensum’un aşkını reddedeceği korkusuyla bunu yapamıyormuş. Yemez, içmez, konuşmaz olmuş. Günde sadece birkaç saat uyuyor, onda da hep bir haber beklentisi içinde huzursuz bir şekilde uyanıyormuş. Sensum gibi bir melek bir insana böyle bir kötülük yapabilir mi ? Ya da Sensum Absque’nin böyle bir durumda olduğundan haberi var mıydı ? Yoksa Absque “tavşan dağa küsmüş” durumunu mu yaşıyordu ? Sorular, sorular, sorular. Cevapları ise Sensum’un dudaklarının ucunda ve Sensum ise hep suskun…

Sonra Absque bu suskunluğa dayanamayıp Sensum’la bir şekilde iletişim kurmuş. Sensum’la ne zaman konuşmak istese hep bir bahane üretirmiş. Bahane olduğu çok açık olan bahanelermiş bunlar. Aslında Absque bahane üretmek yerine sadece “özledim” diyebilmeyi çok istermiş. Sensum ile konuşan Absque anlamış ki ortada bir sorun yokmuş. Araya giren mesafeler yüzündenmiş hep bunlar ve Absque’nin kafasında yazdığı sayısız senaryo…

En doğal halidir aşkın ; platonik olanı. Absque 2 yıl süren bir platonik ruh halini yaşamış, yaşadığı bu ruh halinin altında gizli binbir çeşit duygu-yu kendi içinde, kimselere bildirmeden yaşamıştır. Kaç geceyi hayallerle sabaha bağladığı meçhul. Saf, arı bir aşktır Absque’nin Sensum’a hissettiği. Hissetmekten ziyade kendi içinde yaşadığı. Bilmesin kimseler , duymasın kimseler. Bir geceler bilsin,bir yıldızlar. En çok deniz bilsin, susar çünkü söylemez kimseye duyduklarını, gördüklerini. Şizofreni teşhisi konulan aşıkların çoğu hasta değildir halbuki. Kendi içinde güçlü bir aşk yaşayan insan zamanlar aşkını beyninde yeniden şekillendirir. Mecnun değil midir aşkından mecnun olduğu Leyla’ya seni istemiyorum diyen ? Aşkı Leyla’yı aşmıştır çünkü. Ve Absque en çokta bundan korkar. Çünkü O aşkını Sensum’la sınırlar. Sensum’un dışında kalsın istemez. Ne daha büyük bir aşk, ne de daha  ulvi olanı. Absque sadece Sensum’un gülüşüne duyulan aşkı ister. Gerisi teferruat…

Absque tüm bu düşüncelerin içerisinde gün geçtikçe güçsüz düşer. Kafası, düşünceleri devamlı Sensum’da olan aşık artık işleri ile yeteri kadar ilgilenemez olur. Kral’ın Absque’yi huzuruna çağırmasından sonra Sensum’un gülüşüne yakın olabilen Absque O’na platonik olarak aşık olduğu zamanlarda ki kişi değildir artık. Ama yanyana iken yüzünden gülüşü eksik olmayan Sensum, Absque Adalia’ya döndükten sonra bambaşka bir kişi oluyormuş. Mektuplarına cevap alamayan, alsa bile buz gibi cevaplar gönderen Sensum’un bu davranışları Absque’yi zaman içinde hasta etmiş. Soğuk bölgelerde yaşayan insanlar iyi bilirler, sobanın yandığı oda sıcacıktır, dışarısı ise buz gibi. Eğer sık sık odadan çıkar ve geri gelirseniz bu vücudun dengesini bozar. Aradaki sıcaklık farkı insanı hasta eder. Absque’nin durumu da tam olarak buymuş. Gülüşü karşısında tüm duygu-ları allak bullak olan Absque , Sensum’dan ayrıldığı an da O’nun buz gibi tavırları ile karşılaşıyormuş. Bu gel gitlere dayanamayan aşık delirmenin eşiğine gelmiş…

Durumun içinden bir türlü çıkamayan Absque o zamanlar gözle görülür olan aşk tanrısı Eros’u bulur. Olympus dağında yaşayan Eros Absque’yi can kulağı ile dinler. Derdini 40 gün 40 gece anlatan Abqsue sonunda susar ve Eros’tan bu duruma bir çare bulmasını ister. Sakalını sıvazlayan Eros epeyce düşündükten sonra der ki ; ” seviyorsan git konuş bence hacii…” Bu tavır karşısında Absque “senin ben vereceğin aklı seveyim…” der ve Eros’u kendi okları ile öldürür. O zamanlar tanrı öldürmenin cezası oldukça büyüktür. Eros’u cenaze namazı falan kılınmadan   Olympus dağında bir yere gömen Absque , tüm bu gereksiz durumlara söverek Adalia’ya döner. Olympos’tan soğur, sonrasında artık pek uğramaz.Eros’un neden bir an da ortadan kaybolduğunu mitoloji bilimciler hala açıklayamazlar. Halbuki durum aslında bundan ibarettir.

Yörede aynı hikaye için farklı bir anlatımda ise Sensum’un , babası kral tarafından uyarıldığı  ve bu aşka aslında kralın engel olduğu da anlatılır. Hangi versiyon gerçeğe daha yakındır  bilinmez…

 

Absque’nin Sensum’a olan aşkı Olympus’ta bugün hala bilinen mitlerden birisidir. Ama nihayetine ermeyen, çabuk alevlemesine rağmen Sensum’un beslemediği ateşin çabuk sönmesi ile son bulur. Yani tabi hayırlısı demek lazım. Bu işler nasip kısmet işleri sonuçta diyerek mis gibi MİTi ziyan ederek masalı bitirelim…

Konuya dönecek olursak Anadolu’nun her köşesinde olduğu üzere Olympos’ta da sayısız hikaye, aşk, acı,mutluluk yaşanmış ama diğerlerine oranla tarihi çok daha eskilere dayanmıştır.

Yine bir rivayete göre hikayede anlatılan Olympus- Cennet yöresi bugün Olympos Divasa Hotel‘in bulunduğu topraklardır. Divasa isminin Sanskritçe’de cennet anlamına gelmiş olması tesadüf müdür veya hayatta tesadüf var mıdır ?

 

8 comments

  1. Aysun - 31 Temmuz 2014 07:03

    mitolojiye çok meraklı birisiyimdir ama bu miti ilk kez okuyorum.isimler ilginç.ayrıca olympus bölgesinde çok sayıda tanrı olduğu tamam fakat çok sayıda kralın yaşadığını sizden öğrendim.devamını merak ettim.kaynak verirmisiniz yada devamını paylaşırmısınız ?

    Cevapla
    • admin - 5 Ağustos 2014 11:23

      @AYSUN hn merhaba , amacımız web sayfasında MİT üzerine bir yazı yazmaktı.Örnek olarak bu “mit”ten bir kesit sunduk sizlere. Zaman içerisinde bu hikayenin devamını paylaşıyor olacağız. İlginize teşekkürler…

      Cevapla
  2. AYSUN - 7 Ağustos 2014 05:25

    bilgi vermeniz güzel ama bizleri merakta bıraktınız.hikayenin devamını merakla bekliyoruz : )

    Cevapla
  3. Deniz - 26 Ağustos 2014 01:06

    çok güzel bir hikaye olmuş , sonunda eros trajikomik bir şekilde ölmeseymiş gerçek bir mit olduğunu sanabilirdik :))) kim yazmışsa yüreğine sağlık hem çok güzel hemde eğlenceli bir hikaye.keşke absque aşkı öldürmeseymiş ve mutlu sonla btseymiş

    Cevapla
    • admin - 7 Eylül 2014 05:43

      Sevgili Deniz, ilgiye teşekkürler. Gerçek MİT dediğimiz sonuçta zaman kavramı ile ilgili bir durum değil mi aslında ? Yani bu hikayeyi hayal edilen o zamanlar yaşanmış olarak varsaysak gayet hoş bir MİT ortaya çıkmış olacak. Hem zaten okuduğumuz mitlerin , yani mitolojik hikayelerin şahitleri mi var ? İnsan ilişkileri de devlet tarihleri gibi , tekerrür içermekte. Aşk , hissiyat , iletişim bozuklukları vb gibi davranış biçimleri tarihin hemen her döneminde insanın sabit davranış biçimleri.

      Yani bence bu MİT gerçek. Her ne kadar günümüzde yazılmış – yaşanmış gibi görünse de aslında bir MİT. Hem bakarsın bir kaç yüz bin yıl sonra anlatılır ve o zaman gerçekten mite dönüşür (:

      Cevapla
      • Deniz - 9 Eylül 2014 13:27

        ben sonu mutlu sonla bitsin isterdim.absquenin çok sevdiği belli.engelleri aşması gerekirdi.anladığım kadarıyla bugün hala süen bir hikaye bu.bence sonunu yazmakta acele etmişsiniz :)

        Cevapla
  4. Hande - 14 Haziran 2015 04:10

    Sıkılmadan okudum, farklı bir mit olmuş. Yazar kendinden bir hikaye ortaya koymuş sanki ? Hayırlısı demek lazım, her hikaye mutlu sonla bitmeyebiliyor :)

    Cevapla
  5. Deniz - 21 Haziran 2015 07:58

    Komik bir hikaye olmuş bence aynı zamanda aşk dolu. Isimlerin anlamlarını merak ettim. Olymposa selamlar :)

    Cevapla

Have your say

Spam yorumlar yüzünden soru sormak zorunda kalıyoruz:

 

Copyright Divasa Hotel 2014 | Design by ozgur